| 
1 No'lu İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Hâkimliği'ne,
Ben İstanbul Barosu üyelerinden Günay Yavaş. Ancak bu mektubu size avukat sıfatımdan çok Bilim Araştırma Vakfı'nın şu anki başkanı olan Tarkan Yavaş'ın babası olmam sıfatıyla yazmaktayım. Uzun bir zamandır tahmin ettiğiniz gibi oğlum ve ailem oldukça meşakkatli ve sabredilmesi gereken günler geçiriyoruz. 12 Kasım 1999 tarihindeki baskından sonra kanunların uygulanması için ömrünü harcamış bir hukuk adamı olarak hayatım boyunca yaşayacağımı hiç bir şekilde düşünmediğim birçok olay başımıza geldi. Son derece milliyetçi, dürüst ve kanunlara karşı itaatkâr bir genç olan oğlum, çok gurur kırıcı bir şekilde yoğun bir iftira yağmuruna tutuldu. Ancak bu iftiraların sebebi Tarkan'ın şahsi kimliğinden ziyade Bilim Araştırma Vakfı'nın başkanı olan kimliğine yöneliktir.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki Bilim Araştırma Vakfı üyelerini ve bu vakfın başkanı olan Sayın Adnan Oktar'ı devletimize ve emniyet birimlerimize olduklarından çok farklı tanıtmaya çalışan bazı çevreler var ve bu çevrelerin bilgilendirilmesine dayalı olarak yapılan uygulamalar hem çocuklarımızın hem de Adnan bey'in hiç hak etmedikleri bir konuma gelmelerine sebep oldu. Bu nedenle ben oğlumun uzun zamandır arkadaşlıktan daha da öte bir sevgi ve vefayla bağlı olduğu bu camiayı ve Adnan bey'i, gerçek ve doğru bilgilerle size kısaca anlatmak istedim.
Benim oğlum bundan uzun zaman evvel Adnan bey'le tanıştı. Ben ilk başta kendisi hakkında detaylı bilgiye sahip değildim. Sadece basından duyduklarım kadar Adnan bey'i tanıyordum. Ancak basının bir insanı tanımakta hiç bir zaman ölçü olamayacağını bunca senelik avukatlık hayatımda son derece iyi öğrendiğim için oğlumun Adnan bey'le tanışmasına hiç bir şekilde itiraz etmedim.
Bu gün geriye bakıp düşündüğümde oğlumun Adnan bey'le tanışmış olmasının ve kendisinin öğütleriyle büyümüş olmasının Tarkan için büyük bir şans olduğunu çok iyi görebiliyorum. Tarkan'ın eğitiminde anne ve babasından sonra en fazla emeği geçen kişi Sayın Oktar'dır. Oğlum Galatasaray lisesinde okurken zeki ve yetenekli bir insan olması dolayısıyla önünün açık olacağını ve ileride iyi şeyler yapabileceğini hep düşünüyordum. Ancak oğlumun bu kadar güçlü bir şahsiyete, güzel huylara sahip olacağını, en önemlisi de ülkesine ve milli kimliğine bu kadar sevgiyle ve vefayla bağlı olacağını asla tahmin edemezdim. Nitekim oğlum Adnan Oktar'la olan arkadaşlığından sonra bir insanın koskoca bir ömürde alacağı ahlaki olgunluk yolunu beş on yılın içine sığdırdı diyebilirim.
Hayata son derece gerçekçi yaklaşan ve hiç bir hayat tecrübesi olmadığı halde karşılaştığı zorlukları son derece sabırlı, metanetli bir şekilde göğüsleyen insanlara karşı merhametli, yardımsever ve nadir görülecek şekilde fedakâr bir insan oldu. Adnan bey'in oğlumun karakteri üzerinde çok olumlu tesirleri olduğunu biliyordum ama bunun ne kadar derinden ve güçlü olduğunu Tarkan'ın kanser olduğunu öğrendiği zaman çok daha iyi görebildim.
Tarkan bundan iki yıl önce kanser olduğunu öğrendi. Hayatının baharı denebilecek dönemde olan bir doktora öğrencisinin ölümcül derecede ağır şekilde kanser hastası olduğunu öğrenmesinin kendisine manevi olarak ne kadar ağır tahribat yapacağını tahmin edebilirsiniz. Nitekim oğlum bu durumu ilk öğrendiğinde kendisine çok az yaşayabileceği ve kurtulmasının hemen hemen imkânsız olduğu söylendi. Bu ilk aylar eşim ve benim için hayatımızın en zor günleridir ve ben bu aylarda üzüntümden yaşlandığımı biliyorum. Ancak Adnan bey'in manevi desteği ve oğluma kazandırdığı güzel ahlak özellikleri, Tarkan'ın değil bu durumdan dolayı en ufak bir sarsıntı geçirmesi, bizi teselli eden bize hayat ve güç vermeye çalışan bir insan olmasına vesile oldu. Bize bu durumunda muhakkak bir hayır olduğunu, insanın uzun yaşamasının değil ama şerefli ve haysiyetli yaşamış olmasının önemli olduğunu söyledi her zaman. Hastalığının ve tedavinin getirdiği zorlukları, son derece sabırlı ve güzel bir şekilde karşıladı.
Bu sayede ben ve ailem de Adnan bey'in insanlara karşı ne kadar merhametli olduğunu, inançlarına olan bağlılığını, samimiyetini ve fedakârlığını bu dönem içinde açıkça bir kez daha kesin bir şekilde görmüş olduk.
Bugün her ne kadar tedavisi halen devam etse de Tarkan oldukça sağlıklı bir görünüme kavuştu. Gücü eskisi gibi olmasa da eskiye yakın bir şekilde yerine gelmeye başladı. Bu durum doktorları tarafından hayretle karşılanıyor ve Tarkan'ın hayata bakış açısının ve sahip olduğu ahlakın bu hastalığı yenmesinde en büyük etkenlerden biri olduğu söyleniyor.
Sayın Adnan Oktar'ın eğitiminin kanserli bir hastaya kazandırdığı ülkeye hizmet ve hayata bağlılık gücünü, bu gün kaç tane anne baba sağlıklı çocuklarına verebiliyor. Kaç tane sağlıklı gencimiz bir yıl içinde 140 kere Türkiye'nin köylerine, kasabalarına giderek halkımızı bölücü teröre karşı uyarıp, terör örgütlerinin pislettiği dimağları temizlemeye çalışıyor. Kaç sağlıklı gencimiz ülkesine karşı bu kadar vefalı, bu kadar sevgi ve aşkla bağlı.
Tarkan kanserli bir bedene ancak yiğit ve çok saygı duyulacak bir kalbe sahip. Son derece büyük bir sevinç duyuyorum ki aynı vatanperver yiğit ruha sahip bir çok genç insan yetiştirdi Adnan bey.
Bu gençlerin ülkemize nasıl dört elle sarıldıklarını fark edenler ve ülkemizin önünü aydınlık görmek istemeyenler bu Vakfa yönelik büyük bir anti propaganda faaliyetlerine giriştiler. Emniyet birimlerimizi Vakıf camiasının aleyhine kışkırtarak bu çocukları sağlıklarını kaybedecekleri kadar zor bir duruma soktular. Bazı medya organları da bu duruma destek çıkarak tarihe geçecek yalanlarla dolu başlıklar attılar aylarca. Ancak ben bu kadar zor koşullar altında bile olaylara çok büyük sabır ve hoşgörüyle yaklaşan bu sağlam karakterli gençlerin bu durumdan İnşaAllah yüzlerinin akıyla çıkacağına bütün kalbimle inanıyorum. Siz bu kişileri yakından tanıyıp görme imkânına sahip oldunuz mu bilemediğim için son yılların en vatanperver ve en hakikatli gençleri olan bu Vakıf camiası hakkında size kısaca bilgi vermek istedim. Yapılan yanlış uygulamalara karşı konuya sahip çıkacağınıza ve bu insanları hak ettikleri konuma gelmesine yardımcı olacağınıza inanıyorum.
Saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Avukat Günay Yavaş

|