|
Sayın Nimet Çubukçu,
Ben, Tuba Babuna. Cevat ve Semin Babuna’nın
kızlarıyım. Annem Semin Babuna’nın İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi
önünde ortaya attığı bazı asılsız iddialarla ilgili olarak yüksek
makamınızı bilgilendirmek istiyorum. Anne ve babamın medya önünde
de tekrarladıkları bu iddialar tamamıyla gerçek dışıdır.
Ben 37 yaşındayım, Nişantaşı Kız Lisesinin
ardından, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdim.
Daha sonra Koç Üniversitesinde Sosyoloji bölümünde eğitimime devam
ettim. Milliyetçi, muhafazakar bir yapım var, olgun, şuurlu ve
doğru bildiğinden şaşmayan bir Türk vatandaşıyım. İki üniversitede
eğitim gördüm, yabancı dil biliyorum. Annemin ve babamın yönlendirildiğimi,
beynimin yıkandığını iddia etmesi hem çok saçma hem de üzücü.
Onlar benim hep doğru bildiğinden şaşmayan, inandığını sonuna
kadar savunan bir insan olduğumu söylerlerdi. Şimdi ise birdenbire
sanki küçük bir çocuktan bahseder gibi yönlendirildiğimi iddia
ediyorlar. İki üniversitede eğitim görmüş, hayatının muhtemelen
ilk yarısını geride bırakmış bir insanı kimse hiçbir şeye yönlendiremez.
Tam tersine ben yaşlı anne ve babamın zihinlerinde son zamanlarında
yaşadıkları bazı problemlerden faydalanan bir bayan avukat ve
çevresindeki kişiler tarafından yönlendirildiklerini, beyinlerinin
yıkandığını ve bu suretle mahkemeye yalan beyanatlar verdiklerini
düşünüyorum.
Annem ve babam acıma ve şefkat duygusundan
yoksun insanlardır. Onların bu özelliğini genç yaşımızda farkedip
dört kardeşimle beraber bu yapılarından kendimizi koruduk. Evde
çok büyük hastalıklar yaşadık, önce kardeşim Oktar’ın kansere
yakalanışı sonra da yeğenim Erdem’in çok ağır bir kalp ameliyatı
geçirmesi ve bu süreçte yaşadıklarımız beni ve kardeşlerimi daha
da olgunlaştırmıştır. Bu hastalıklar bizim kardeşlerimizle aramızdaki
dayanışmayı, şefkat ve merhamet duygularımızı ne kadar arttırdıysa
annem ve babam da tam tersine daha da zalimleştiler. Onların bu
ahlaki zayıflıklarını, bu hastalık dönemlerinde daha da iyi anladık.
Oktar’ı ve Erdem’i ölüme terkedip yardım etmediler. Biz kızkardeşlerim
Hüma, Ceyda ve Eda madden manen tüm sorumluluğu üstlendik. Gayrimenkullerimizi
satıp tedavi masraflarını üstlendik, ayrıca yıllarca biz baktık
onlara. Oktar’ın hastalığının altındaki sebeplere gelince; Oktar
Amerika’ya ihtisas için ilk gittiğinde babam onu tamamen parasız
bıraktığı için sadece elmayla beslenip günlerce hastanede nöbet
tutmak durumunda kaldı ve bu nedenle bağışıklık sistemi tamamen
çöktü. Muhtemelen bu maddi zorluklar şu anki hastalığına zemin
hazırladı ve buna da babamın sebep olduğunu düşünüyorum.
Benim eve gelmediğimi hatta kardeşlerimden
de ayrı bir yerde kaldığımı söylüyorlar. Ben annemlerle aynı apartmanda
alt katlarında kardeşlerim ve yeğenlerimle birlikte oturuyorum.
Son 1 yıla kadar ailemle kalıyordum fakat annemlerin Türk örf
ve adetlerine uygun olmayan bazı alışkanlıkları beni onlardan
ayrı bir dairede yaşamaya mecbur etti. Başkalarının telkiniyle
başka yerlerde kaldığım iddiası tamamen asılsızdır. Anne ve babamın
alt katlarında oturduğumu bildikleri halde böyle saçma bir iddia
ortaya atabilmeleri, yönlendirildiklerinin, başkalarının menfaatleri
için yalan söylediklerinin açık bir göstergesidir.
Annem ve babam çok fedakar ve çok
merhametli insanlar olduklarını söylüyorlar. Oysa geçmişte yaşadıklarımız
bunun tam aksini göstermektedir. Örneğin, annem ve babamın evdeki
yaşlılara karşı tavırları çok zalimceydi. Anneannemin tüm emekli
maaşını elinden alıp kendi istedikleri yönde harcayıp anneannemin
hiçbir isteğini yerine getirmiyorlardı. Anneannemin parasıyla
alınan Nişantaşındaki evimizin tapusu sadece babamın üzerine kayıtlıydı.
Kadıncağız kendi evinde misafir gibi kalıp, babamla karşılaşmamak
için genelde vaktini odasında geçirirdi. Annemin ve babamın olumsuz
tavırlarından etkilenmemek için yıllarca sinir hapı kullandı.
Bütün bunlar ailevi meseleler olarak
görülebilir. Ancak annemin ve babamın iddialarının etki ve yönlendirme
altında ortaya atılmış iftiralar olduğunun anlaşılması için bunları
yüksek makamınıza arz etmek zorundayım. Anne ve babamın gerçek
yüzlerinin bilinmesini ve mahkeme huzurunda ve basında verdikleri
beyanatların dikkate alınmamasını talep ediyorum.
Vicdanlı bir insan olarak İstanbul
2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan 6 tane pırıl pırıl insana
ve Sayın Adnan Oktar’a atılan iftiralar bana da çok sıkıntı veriyor.
BAV camiasıyla fiili hiçbir bağım olmamasına rağmen dünya çapında
verdikleri konferansları ve Sayın Adnan Oktar’ın yazdığı kitapları
çok takdir ediyorum.
Annem ve babam sözlerine itibar edilecek
insanlar değiller. Belli kişilerin yönlendirmesiyle verdikleri
gerçek dışı ifadeler dikkate alınmamalıdır.
Saygılarımla Bilgilerinize Sunarım.
Tuba Babuna

|