|
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına
-2006/26 numaralı dosyayla ilgili olarak
Sayın Başkan,
Ben Ferhunde Eda Babuna, 26 yaşındayım.
Semin ve Cevat Babuna’nın en küçük çocuğuyum. Daha evvel de kızkardeşlerimle
birlikte sayın mahkemenize başvurup anne ve babamın sizi ve kamuoyunu
asılsız bir takım iddialarla meşgul ettiğini bildirdim, ama bazı
hususların daha da açığa kavuşması açısından size tekrar bir dilekçeyle
başvurmayı gerekli gördüm.
Ben Şişli Terakki’yi bitirmemin ardından
Notre Dame De Sion Fransız Kız Lisesinde okudum, daha sonra da
öğretimime bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Fakültesinde
devam ettim. Çok başarılı bir eğitim hayatım oldu, iki dil biliyorum
ve yetişkin, olgun, aklı başında bir insanım. Annem ve babamın,
son günlerde yaşlı bir avukatın oyunlarına alet olarak, benimle
ilgili tamamen uydurma iddialarda bulunması son derece üzüntü
verici.
Annem okulumu başkalarının zoruyla
bıraktığımı iddia ediyor. Oysa bu tamamen asılsız. Ben kendi isteğimle
ve tamamen kendi çabamla Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler
bölümünü kazandım. Okula devam ederken erkek kardeşim Oktar çok
ölümcül bir kansere yakalandı, tedavisinin bir bölümü Amerika’da
bir bölümü ise Türkiye’de devam etti. Türkiye’deki tedavisinde
ben de kızkardeşlerimle birlikte hep yanındaydım ve kardeşime
baktım. Ayrıca Ablam Ceyda Ertüzün Amerika’da Oktar’la ilgilenirken
2 yıl süreyle evimizde bizimle kalan yeğenlerimle ben ilgilendim.
Bu önemli sorumluluklar dolayısıyla okuluma (daha sonra tekrar
devam etmek üzere) bir süreliğine ara vermek durumunda kaldım.
Annemin okulumu başkalarının zoruyla bıraktığım iddiası hiçbir
şekilde doğruyu yansıtmıyor.
Annem ve babam sahip olduğum malları
devrettiğimi iddia ediyor. Benim ve kardeşlerimin bir miktar gayrimenkullerimizin
olduğu doğrudur, ancak bunları başkalarına devrettiğimiz iddiası
tamamen asılsızdır. Kardeşim Oktar’ın yurtdışındaki kanser tedavisi
çok uzun ve zorlu geçti. Tedavi esnasında babam Cevat Babuna,
Oktar’ın hayatından tamamen ümit kestiği için Amerika’ya tedavi
için para göndermedi. Oktar ve iki kızkardeşim hem kanserle hem
de maddi sorunlarla ilgilenmek zorunda kaldılar. Bu şartlarda,
ben de hiç düşünmeden, bu dükkanlarımı satıp onlara destek olmaya
çalıştım. Annem ve babam vicdanen büyük bir zaafiyet içindeler,
kardeşimi tedavi esnasında parasız bıraktıkları için gayrimenkullerimizi
satmak zorunda kaldığımızın öğrenilmesini istemiyorlar. Sanırım
bu “malları başkalarına devretme” yalanını da bu olayı örtbas
etmek amacıyla ortaya atıyorlar.
Ailem beynimin yıkandığını iddia ediyor.
Ben 26 yaşındayım. Kanunen milletvekili bile olabilecek bir yaştayım,
üniversite öğrencisiyim ve iki dil biliyorum. Benim kimse tarafından
etki altına alınıp kendi irademin dışında başka bir iradenin kontrolü
altına girmem mümkün değil. Ayrıca çok genç yaşta annem ve babam
seyahatlerde partiler düzenlerlerken ben önce erkek kardeşimin
kanser hastalığıyla daha sonra yeğenim Erdemin kalp rahatsızlığıyla
bizzat ilgilendim. Bu da bana büyük bir olgunluk ve şuur kazandırdı.
Annem eve gelmediğimi ve nerede kaldığımı
bilmediğini iddia ediyor. Son bir yıla kadar ailemle birlikte
kalıyordum fakat anne ve babamın içki içip ne yaptığını bilmez
insanlarla olan dostlukları beni onların evinden uzaklaşmaya mecbur
etti. Kardeşlerimle birlikte aynı apartmanın başka bir dairesine
taşındım. Muhafazakar bir anlayışa sahibim. Türk örf ve adetlerine
uygun bir hayat yaşıyorum, ailemin bu hayat şeklini tavsip etmeme
imkan yok, hiçbir şekilde bu tarz ortamlara katılmamama rağmen
anne ve babamın bana kolayca ulaşabilecekleri yere taşındım ve
yine kendimle aynı güzel ahlaka sahip özkardeşlerimle birlikte
yaşıyorum.
Anne ve babam çok şefkatli olduklarını
ve çocuklarından hiçbir fedakarlığı esirgemedilerini iddia ediyorlar.
Oysa yıllarca beni ve kardeşlerimi en zor zamanlarımızda hep ortada
bıraktılar. Babamdan yıllarca kayışla ve çitlenbik sopasıyla havadan
sudan sebeplerle dayak yedik. Bizi hep rencide edecek ve aşağılayacak
tavırlarda bulunurdu. Örneğin ben küçük bir çocukken sırf sinirlendiği
içi saçımı arkadan toplu olduğu halde dibinden kesti, saçımı açtığımda
son derece şekilsiz bir haldeydi. Ertesi gün kuaföre saçımı düzeltmek
için gittiğimde utancımdan bunu babamın yaptığını söyleyemedim,
arkadaşlarımla oyun oynarken bir arkadaşımın şaka olsun diye yaptığını
söyledim.
Annem ve babamın daha pek çok zalimliklerine
şahit olduk. En önemlisi erkek kardeşimi ve yeğenimi ölüme terkettiler,
bakamadıkları gibi maddi yardımı da kestiler.
Bu gibi ahlaki ve vicdani zaafiyetleri
olan anne ve babam maalesef bir hanım avukatın kolayca etkisi
altına girerek mahkemenizi asılsız iddialarıyla meşgul ettiler,
bizimle hiçbir alakası olmayan masum insanlara iftiralar attılar.
Babam ve annem tamamen kendilerine
telkin edilen aslı olmayan şeyleri anlatarak suç olduğunu bildikleri
halde sayın mahkemenizi yanlış yönlendirmeye çalışıyorlar. Bizim
mahkemenizde yargılanan kişilerle hiçbir bağlantımız ve onlardan
bir şikayetimiz yok. Bu konuda sayın makamınızı bilgilendirmek
istedim.
Saygılarımla,
Ferhunde Eda Babuna

|