|
Bu dilekçeyi kaleme almaktaki amacım;
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan “Bilim Araştırma
Vakfı” davasında (2006/26 E.) ortaya atılan birtakım iddiaların
gerçek dışı olduğunu ve bu iddiaların kaynağının birkaç art niyetli
kişi olduğunu tarafınıza bildirmek istememdir.
Mahkeme huzurunda bizzat annem tarafından
dile getirilen iddiaların hiçbiri gerçekleri yansıtmamaktadır.
Bununla ilgili açıklamalara geçmeden önce söz konusu iddialar
doğrudan benimle ilgili olduğu için, kendimle ilgili birkaç hususu
dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Ben 32 yaşında yetişkin bir insanım.
Boğaziçi Üniversitesi mezunuyum. Gerek aldığım eğitim gerekse
yaşımın getirdiği tecrübe ile şahsıma yapılacak herhangi bir haksızlığa
ya da mağduriyetime neden olacak bir davranışa karşı, hakkımı
koruyabilecek olgunlukta bir kişiyim. Dolayısıyla bahsi geçen
iddiaların hiçbirisinin aslı astarı bulunmamaktadır. Bu davada
yargılanan kişilerin hiçbir kanuna aykırı davranışına maruz kalmadım.
Annem de kalmadı.
Benim Bilim Araştırma Vakfı çevresinden
birkaç arkadaşım bulunmaktadır. Boğaziçi Üniversitesi’nde iken
arkadaşım olan Selçuk Hazineci ve O’nun vesilesi ile tanıştığım
birkaç kişi bildiğim kadarıyla BAV çevresine mensuptur. Kendileri
son derece saygıdeğer, aklı başında, dürüst, kültürlü ve nezaketli
insanlardır. Bu söylediklerim sadece benim değil aynı zamanda
annemin de görüşleridir. Annem, Bilim Araştırma Vakfı camiasından
tanıdığımız kişilerin 1999 yılındaki operasyonda haksız yere mağdur
edilmeleri üzerine mahkemeye yazdığı bir mektupta, bu arkadaşlarımın
iyi ahlaklı ve vicdanlı insanlar olduklarını açıkça ifade etmiştir.
Annemin mahkemede, eski beyanlarıyla
ve gerçeklerle çelişen bir ifade vermesinin sebebi; bu davanın
yargılananlarından menfaat elde etmeye çalışan bir grup insanla
son dönemde girdiği yakın ilişkidir.
Ben 1999 yılında arkadaşım Selçuk
Hazineci’nin evinde misafirlikteyken bu dava ile bağlantılı olarak
haksız yere gözaltına alınmış ve 5 gün boyunca gözaltında tutulmuştum.
Bu olay haliyle annemi çok üzmüş ve telaşlandırmıştır. Aynı olayların
tekrar başıma gelmesinden son derece korkmakta ve endişe etmektedir.
Annemin bu hassasiyeti, bu grup tarafından istismar edilmiştir.
Annemle ilk önce bu hassasiyetini kullanarak yakınlaşan bu kişiler,
bir süre sonra işi ilerleterek annemi, “Bu davada yargılanan kişiler
çok zengin. Bunlardan rahatlıkla para koparabiliriz” diyerek kandırmış
ve yönlendirmişlerdir.
Annem, bir süre önce bana bu davada
yargılanan kişiler aleyhinde ifade vereceğini söylemiş ama eğer
karşı taraf (BAV çevresi) kendisinin bir takım maddi ihtiyaçlarını
karşılarsa bu ifadeyi vermekten vazgeçebileceği teklifinde bulunmuştur.
Ben de kendisine böyle bir şeyin şantaj olduğunu, vicdanlı ve
dürüst insanların bu tarz olaylara yaklaşmaması gerektiğini, bu
yaptığının kendisine ve ailemize yakışmadığını söyledim. Daha
sonra bana “her şeyin bir karşılığı vardır, bunu istemek en doğal
hakkım” diyerek cevap vermiştir. Aramızdaki konuşma bu şekilde
son bulmuştur.
Annemin masum kişilere iftira atmasından
ve ortaya attığı gerçek dışı iddialarıyla adaleti kandırmaya çalışmasından
büyük rahatsızlık duyuyorum. Bilgilerinize arz ederim.
Saygılarımla,
Ebru Akyüzalp
|