- AYETLER
- BAV MENSUPLARININ AİLELERİ İFTİRALARI YALANLIYOR (VİDEO)
- BAV MENSUPLARININ AİLELERİ İFTİRALARI DİLEKÇELERLE YALANLIYOR
- DİLEKÇELER
- SAYIN ADNAN OKTAR'IN SİTELERİ
- SAYIN ADNAN OKTAR'IN KİTAPLARI İLE İLGİLİ MÜTALAALAR
- BASINDA ÇIKAN BAV VE SAYIN ADNAN OKTAR İLE İLGİLİ HABERLER


BAV MENSUPLARININ AİLELERİ İFTİRALARI YALANLIYORLAR

- 1. bölüm
- 2. bölüm (İstanbul Adliye Sarayı, 21 Ocak 2008)
- 3. bölüm
- 4. bölüm (İstanbul Adliye Sarayı, 29 Şubat 2008)

--------------------------------------

BAV MENSUPLARININ YAKINLARI İFTİRALARI YALANLIYORLAR

- 1. bölüm (İstanbul Adliye Sarayı, 21 Ocak 2008)
- 2. bölüm (İstanbul Adliye Sarayı, 29 Şubat 2008)




(TIKLAYIN)



ANTITANKER.COM

(TIKLAYIN)



http://www.oktar-babuna.net

Oktar Babuna'nın sitesine oktar-babuna.net linkinden ulaşabilirsiniz.






SAYIN ADNAN OKTAR'IN
OBJEKTİF PROGRAMI İÇİN VERDİĞİ
24 MAYIS 2007 TARİHLİ SON RÖPORTAJIN TAMAMI


- YENİ -

"... (Mehdi) İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der: "Ey insanlar! Ümmet-i Muhammed ve bilhassa onun ehl-i beyti çok belalar gördü ve bizler kahr (azap) ve haksızlığa maruz kaldık (uğradık)." (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)

"Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt'tendir... Biz öyle bir ev halkıyız ki Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beytim (soyum) muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır.
Benden sonra Ehl-i Beytim bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar ve tarda (sürgüne) maruz kalacaklardır."
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 14)

Peygamber Efendimiz (sav)'in sözlerinde görüldüğü gibi, Hz. Mehdi ve neslinin hepsi azap, işkence, iftira ve baskıya uğrayacaktır. Hz Ali (ra)'den itibaren bu böyle başlamıştır. Hz. Mehdi de dahil bu şekilde devam edecektir. Bu rivayetler bunu gösteriyor. Hz. Mehdi'nin hakimiyetinden sonra ortam altınçağa dönecektir. Fitne, fücur, zulüm ve haksızlığa uğrama dönemi sona erecektir.


BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI'NIN
23 MAYIS 2007 TARİHİNDE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI
(video)


BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI'NIN
19 MAYIS 2007 TARİHİNDE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI
(video)


- YENİ -

Ahmet Vardar önce kendi oğlunu ıslah etsin, sonra etrafına akıl vermeye kalksın.

Bahadır Vardar'ın faaliyetlerinden, hakkında açılan davalardan babasının haberi var mı?

Bahadır Vardar'ın faaliyetlerinden, hakkında açılan davalardan babasının haberi var mı? Ahmet Vardar, Sayın Adnan Oktar ile uğraşacağına kendi oğlunu terbiye etmeye çalışsa daha iyi olmaz mı? Poliste verilen ifadelerin geçersiz olduğunu herkes bilir. Sayın Adnan Oktar savcılıkta da, mahkemede de, poliste verdiği ifadeleri reddetmiştir ve işkence altında verdiğini söylemiştir. Ahmet Vardar'ın kendisi o devirde polis sorgusuna girseydi, bülbül gibi şakırdı. Sayın Adnan Oktar'ın anlattıklarının on mislini katarak anlatırdı.


- YENİ -

Ahmet Vardar'ın oğlu hakkında açılan şu davalardan haberi var mı?

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (İstanbul Geniş Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi) Savcılığınca örgüt kurmak suçundan 2007/977 sor. sayılı tahkikat yürütülmektedir.  Ayrıca suça teşvik suçundan 2007/9239 sor. numarasıyla Üsküdar Savcılığınca tahkikat yürütülmektedir. Türk mahkemelerine, Türk yargısına ve hükümete yönelik suç teşkil edecek sözlerinden dolayı dava açılmıştır. Ayrıca Atatürk'e yönelik çirkin ifadelerinden dolayı da dava açılacak. İstanbul DGM'deki (İstanbul Geniş Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi) dosyasında bu bilgiler mevcut. Buradan gerekli bilgiyi öğrenebilirsiniz.


ANADOLU AJANSI'NIN DAHA ÖNCE DE VERDİĞİ
PEK ÇOK ASPARAGAS HABER VARDIR

Anadolu Ajansı'nın asparagas ve yalan haberleri ile ilgili kendi açıklamaları şöyledir:

... Biz dönem dönem böyle flaş haberler veriyoruz. Önemli şeyleri. Bazen bizim flaşımız yalan çıkabiliyor...

http://www.byegm.gov.tr/SEMINERLER/erzincan_v/erzincan-9.htm

Anadolu Ajansı'nın, BAV mensuplarıyla ilgili zamanaşımıyla sonuçlanan mahkeme kararının, Yargıtay tarafından bozulduğu şeklindeki haberi tümüyle gerçek dışıdır. Yargıtay'ın resmi bildirilerinde, bu konuda henüz herhangi bir  karara varılmadığı belirtilmektedir. Bu durum, ortaya atılan bu asparagas haberin yargı kararını etkileme ve kamuoyunda infial oluşturma amaçlı olduğunu göstermektedir. Nitekim Anadolu Ajansı'nın daha önce de verdiği pek çok asparagas haber vardır. Bu asparagas haberlerden basında gündeme getirilenlerden bazıları şöyledir:

1-
Anadolu Ajansı haberinde "Elazığ'da bir operasyonda ele geçirilen dökümanda Fethullahçıların Emniyet'teki yapılanmasını ortaya koyan somut bilgiler ele geçirildi." demişti. Bu konuda iddiaların dayandırıldığı Elazığ Emniyet'inin görüşlerine başvurulduğunda ise, Emniyet Müdür Vekili Hüseyin Akay, bu haber yapılırken Anadolu Ajansı'nın kendilerinden bilgi almadığını belirtti. Akay, "adı geçen şahsın ne Hizbullahçı, ne Fethullahçı, ne de PKK'lı olduğu konusunda elimizde bir bilgi yok" açıklamasıyla ajansın haberini yalanladı. Sonuçta ajansın sözlerinin aksine 'Emniyet'te Fethullahçı yapılanma iddiaları'nın asılsız ve asparagas haber olduğu ortaya çıktı.
http://tr.fgulen.com/content/view/3528/77/

2- Anadolu Ajansı, bacakları, raydan çıkan Kurtalan ekspresinin vagonlarından birinin altında kalan uzman çavuş Mustafa Kemal Aspar'ın, olay sırasında "kendi bacaklarına 7 el ateş ettiğini ve böylece iki bacağını birden kopardığını" yazmıştı. Ertesi gün ise, bir gün önce Anadolu ajansının haberine dayanarak bu olayı aktaran tüm gazeteler, bu haberin asparagas olduğunu duyurdular. Gerçekte uzman çavuş bacaklarına değil, yardım istemek için havaya ateş etmişti. Anadolu ajansı bir kez daha asparagas bir habere imza atmıştı.
http://www.medyakronik.com/arsiv/110102m.htm

3- Anadolu Haber Ajansı, AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günther Verheugen için güya "Türkiye'ye tam üyelik değil, AB'yle özel ilişki önerdik" şeklinde bir açıklama yaptığını duyurdu. Bu asparagas açıklama Sayın Rauf Denktaş'ın da yanlış bilgilendirilmesine ve hayali senaryo üzerine yanlış yorumlar yapmasına neden oldu. Verheugen, Anadolu Haber Ajansı'nın maksatlı olduğu şeklinde yorumlanan bu yalan haberini gecikmeksizin yalanlandı. Anadolu Ajansı'nın asılsız bir haber daha vermiş olduğu onrtaya çıktı. http://www.stwing.upenn.edu/~durduran/hamambocu/authors/erk/erk6_11_2003.html

4- Anadolu Ajansı'nın, İnsan Hakları Derneği hakkında verdiği yalan haber ile hedef göstermesi sonucunda derneğin genel merkezi polis tarafından basılarak arandı. Polis baskının gerekçesi Anadolu ajansının, "İHD'nin Yunanistan'dan para aldığı" şeklindeki asparagas haberiydi. Ancak Anadolu Ajansı'nın, Yunanistan Haber Ajansı ANA'ya dayandırarak verdiğini söylediği haberin Yunanistan'daki orjinal metni incelendiğinde, AA'nın haberinin gerçek dışı olduğu açıkça ortaya çıkmıştır.
http://www.ihd.org.tr/basin/bas20010125ist.html

5- Anadolu Ajansı, asparagas haberle, isimlerini de belirterek Danıştay'da saldırıya uğrayan üyelerden bazılarının öldüğünü duyurarak, pek çok ailenin büyük bir acı ve yıkım yaşamasına neden oldu. Saatlerce bu yalan haberin gündemde kalmasının ardından, yetkili ağızlardan yapılan açıklamalarda gerçekte hiç "ölü olmadığı" belirtildi. Anadolu Ajansı verdiği yalan haberle pek çok ailenin mağdur olmasına neden oldu.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=187658

6- Anadolu Ajansı  tarafından "Şanlıurfa'da yurtta iki genç kızın tacize uğradığı" haberini duyurdu. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, böyle bir taciz olayı olmadığını belirterek Anadolu Ajansı'nın haberinin gerçekdışı olduğunu söyledi. Nimet Çubukçu, ajansın haberi doğrulamak için kendisine ulaşamadıkları şeklindeki iddialarının da gerçeği yansıtmadığını belirtti. (Bugün, 02.11.2005)

7- Dönemin Diyarbakır valisi Nazif Kayalı, Anadolu Ajansı'nın, Diyarbakır'ın Avdalı köyünde yaşanan "Ahırda Eğitim" konulu haberinin gerçekleri yansıtmadığını ve düzmece olduğunu belirtti. Haberi yapan AA muhabirleri hakkında soruşturma yürütüldü. (Akit, 31. 08. 1998)

8- Anadolu Ajansı, Cezayir Cuntası tarafından geçilen ve "Müslümanların kadın ve çocukları katlettiği" iftirasına dayanan bir habere, hiçbir araştırmaya tabi tutmadan geniş çapta yer verildi. İngiliz Observer gazetesinde bu haberin gerçekte yalan olduğu; Cezayir'de kadın ve çocuklara yönelik vahşi saldırıların cunta tarafından yapıldığını ifşa edildi. Ancak AA bu durumu dikkate almadı ve asparagas haberlerine devam etti. (Akit, 30.05.1997)

9- Anadolu Ajansı, Maliye Bakanlığı'nın Kombassan Holding'e 2,5 trilyon liralık vergi cezası kestiğini duyurdu ve haber tüm TV kanallarında yayınlandı. Haber, Holding Yönetim Kurulu Başkanı tarafından şiddetle protesto edildi ve ilgili kurumlar hakkında tazminat davaları açılacağını belirtti. (Akit, 29.09.1998)

10- Anadolu Ajansı, Ergani Lisesi'nde okuyan oruç tutan ve tutmayan öğrenciler arasında taşlı sopalı kavga çıktığını, olaylada 6 öğrencinin yaralandığını, 25 öğrencinin de tutuklandığını belirtmişti. AA muhabiri hakkında Emniyet görevlilerince soruşturma başlatıldı.

BASINDA ANADOLU AJANSI'NIN YALAN HABERLERİ HAKKINDA YER ALAN YORUMLAR

... Fırat Havzası Gazeteciler Birliği Başkanı Şükrü Kacar, devlet ajansının bu tür haberler yaparken mutlaka yetkili mercilere sorması ve detaylı bir araştırma yapması gerektiğini belirtti... "Anadolu Ajansı devletin resmi haber kurumu olmasına karşın araştırma yapmadan haberi servis yapmış..." Kacar, "Basın Kanunu gereği devam eden bir adli soruşturmada, soruşturmanın yürümesi hariç, onun içeriği ile hakimin kanaatine etki edecek haber yapılamaz." Dedi. http://tr.fgulen.com/content/view/3528/77/

... edindiğimiz izlenim, haberin adı geçen muhabir tarafından olay yerine gitmeden "toparlandığı" yönünde; tıpkı öbür gazetelerin haberlerinde olduğu gibi... http://www.medyakronik.com/arsiv/110102m.htm


YARGI AĞIR BASKI ALTINDA

BAV DAVASI'NDA VERİLEN ZAMANAŞIMI KARARINI KALDIRMAK AMACIYLA, YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ ÜYELERİNE BASKI YAPILMAKTADIR. 4422 SAYILI YASANIN ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN 10 SENE OLMASINDAN İSTİFADE EDEREK BAV DAVASINI BİRAZ DAHA YAŞATMAK İSTEYEN BİRİLERİ, "YARGITAY BAV DAVASINDA 4422 SUÇU OLUŞTUĞU İDDİASIYLA KARARI BOZDU" ŞEKLİNDE BİR HABER YAYINLATMIŞLAR, DAİRE ÜYELERİNİ BU ŞEKİLDE YÖNLENDİRMEYE ÇALIŞMIŞLARDIR.

Aralarında Sayın Adnan Oktar'ın da bulunduğu 36 kişi hakkında açılan "Bilim Araştırma Vakfı Davası" 11.1.2000 tarihinde İstanbul 1. DGM'de başlamıştır. Davada BAV Camiası'nın 4422 sayılı yasayı ihlal ettiği öne sürülmüştür. Savunma'nın bu iddiayı tümüyle çürütmesi üzerine DGM "4422 iddiası mahkememizce benimsenmemiştir" sözleriyle görevsizlik kararı vermiştir.

Bu karara karşı yapılan itiraz da üst mahkeme tarafından reddedilmiş, böylece BAV Camiası'nın 4422 sayılı yasayı ihlal eden bir yönünün bulunmadığı 2 ayrı mahkeme kararıyla kesinlik kazanmıştır. BAV Dosyası bu tarihten sonra tam 7 mahkeme dolaşmıştır. Bunların hiçbiri "bu davada 4422 suçu var" dememiştir.


Dava en son İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine gelmiştir ve 24 Kasım 2005 tarihinde 6 sanık hariç diğer tüm sanıklar bakımından zamanaşımı kararıyla sonuçlanmıştır. (2004/337 esas sayılı dosya)

Davası zamanaşımına girmeyen 6 sanık bakımından dava kaldığı yerden devam etmiştir. "Çete" suçlamasının mahiyeti gereği iddialar herkes bakımından ortak olduğu için, mahkeme, zamanaşımı kararından önce araştırdığı hususları aynen araştırmayı sürdürmüştür. (2006/26 esas sayılı dosya)

Bu kapsamda Ebru Şimşek'in iddiaları, gizli kamera iddiaları, şantaj ve tehdit vs. iddiaların tümü incelenmeye, bunlarla ilgili karşı deliller toplanmaya ve karşı tanıklar dinlenmeye devam edilmiştir. Bu nedenle, davanın içeriğinde ve seyrinde hiçbir değişiklik olmamıştır. Mahkeme sanki Sayın Adnan Oktar ve diğerleri hala sanıklarmış gibi aynı iddialar üzerinden incelemesini sürdürmüştür.

Savcılık Makamı 17.11.2006 tarihinde esas hakkında mütalaasını vermiştir. Savcılık, mütalaasında, sadece 6 sanık yönünden değil, Sayın Adnan Oktar ve davanın tüm diğer sanıkları yönünden değerlendirme yapmıştır. Dosyada hiçbir suç bulunmadığını belirten savcılık Ebru Şimşek'in iddialarının doğru olmadığını ayrıntılı olarak vurgulayarak beraat kararı talep etmiştir

Altı sanıkla süren dava 22.1.2007 tarihinde beraat kararıyla sonuçlanmıştır. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi savcılığın görüşünü aynen benimseyerek BAV Davası yargılananlarının hiçbirinin hiç bir suçla ilgileri bulunmadığını hükme bağlamıştır. Bu karar taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiş, böylece Sayın Adnan Oktar da dahil tüm sanıklar aklanmıştır

BAV Davası'nın zamanaşımına giren ilk bölümü bu arada Yargıtay'a gelmiştir. Yargıtay Savcılığı incelemesini yaparak zamanaşımı kararının onanmasını talep edip dosyayı 05.04.2006 tarihinde Yargıtay 8. Ceza Dairesi'ne göndermiştir.
İşte bu noktada, BAV Davası'nı uydurma isnatlarla oluşturan karanlık çete tekrar devreye girmiştir. Devletimizin bazı etkili kurumlarının içine sızmış komünistlerden oluşan bu çete, çeşitli kolları vasıtasıyla Yargıtay 8. Ceza Dairesi üzerinde ağır baskı kurmuştur.

Aylardan beri faaliyetlerini sinsice sürdüren çete bugün (18.5.2007) suçüstü yakalanmıştır. Bir insanın BAV Davası'nda 4422 sayılı yasanın ihlali bulunduğunu söylemesi için o kişinin gözlerini husumet bürümüş olması gerekir. Çünkü BAV Davası'nda 4422 bulunmadığını, hem İstanbul 3. DGM hem de İstanbul 4. DGM karara bağlamıştır. Bu dosya dava sürecinde 2 kere Yargıtaya gidip gelmiş ve tam 7 mahkeme değiştirmiştir. Dosyayı bu aşamaya kadar inceleyen, 4422 sayılı yasanın unsurlarının bulunmadığını açıkça belirten ve bunu kabul eden adli mercileri saymak gerekirse:  

  1. İstanbul 3. Devlet Güvenlik Mahkemesi
  2. İstanbul 4. Devlet Güvenlik Mahkemesi
  3. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi
  4. Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesi
  5. Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi
  6. Yargıtay 5. Ceza Dairesi
  7. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi (ikinci kere)
  8. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi
  9. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı
  10. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Tüm bu mahkemeler ve Yargıtay daireleri, savcılarının da görüşlerine uygun olarak, dosyanın 4422 sayılı yasa değil, TCK 313 maddesi kapsamında olduğunu kabul etmişlerdir.

Özellikle de, İstanbul 3 No'lu DGM'nin 4422 Sayılı yasanın unsurlarının bulunmadığını belirten kararından sonra dosya görev ve yetki sorununun çözülmesi için Yargıtay 5. Ceza Dairesi'ne gönderilmiş, Yargıtay dosyanın TCK 313 madde kapsamında, adli yargı mahkemelerinde görülmesine karar vermiş, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ni görevlendirmiş, yani dosyada 4422 SAYILI YASANIN UYGULAMA ALANI BULUNMADIĞINI bir kez daha tespit etmiştir.

Bu dosyayı inceleyen mahkemelerin, savcıların ve Yargıtay hakimlerinin hiçbiri bugüne kadar 1 kere bile "burada 4422 ihlali var" dememiştir. Üstelik, bu dosyada en son karar veren İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi BAV Davası'nda (4422 suçu bir yana, bundan çok daha hafif olan) TCK 313 suçu bile bulunmadığını tesbit etmiştir. Bu karar da kesinleşmiştir.

Şimdi, ortada bu kadar mahkeme kararları varken, kim oldukları bizce malum birilerinin "burada 4422 suçu var" iddiasını Yargıtaya benimsetmeye çalışmalarının nedeni, 4422 sayılı yasanın zamanaşımı süresinin 10 yıl olmasıdır. Çete kendince bu uydurma iddiayı Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin üyelerine benimseterek davayı biraz daha yaşatmayı hedeflemektedir.


- YENİ -

MÜNAFIĞIN FAYDALARI


- YENİ -

Kerem Gürtuna'nın Bilim Araştırma Vakfı ile herhangi bir bağlantısı olmamıştır. "Daha önce BAV ile bağlantım vardı" şeklinde verdiği beyanat doğru değildir.















Sayın Kadir Çelik'in Hatası





Müslüman basına sızması için Satanistlerce görevlendirilen "Silikonlu Nuran" lakaplı Satanist kadın, başörtülü resimler çektirerek muhafazakar bir kısım gazetelere bu resimleri göndermiş ve gazetelerinde yazar olarak görev almak istediğini söylemiştir. Azılı din düşmanı ve üst dereceden satanist olduğu halde kendini ehli sünnet dindar müslüman olarak tanıtmıştır. Fakat muhafazakar basın kuruluşları, kişiliğinden şüphelenerek bu kişiyi bünyelerine almamıştır. Silikonlu Nuran'ın buradaki amacı, ajan provakatör olarak Müslümanların arasına girmek, sahte ihbarlarda bulunmak, Müslümanlara yönelik baskı oluşturmak, Müslümanlar aleyhinde iftiralarda bulunmak ve onları mağdur etmektir. Bunun karşılığında bazı karanlık mihraklardan para alacağını sanan Satanist Nuran ve Saxo (Q) lakaplı kişiye karşı muhafazakar ve mukaddesatçı çevreler son derece dikkatli olmalıdır.


Satanistlerin yazışmalarında

Ayrıca satanistlerin yazışmalarında

Ayrıca bu yazışmalarda



DİKKAT

SATANİSTLER BAV VE SAYIN ADNAN OKTAR'A KARŞI ÖRGÜTLÜ SALDIRIYA HAZIRLANIYOR

Satanist yazışmalarında,

Yine Satanistlerin yazışmalarında,

tr>

Satanistlerin yazışmalarından

Satanistlerin yazışmalarında,

Yine bu yazışmalarda


MANYAK GERGEDAN VE KIZ KEREM'İN TUZAKLARINA DİKKAT


- SAYIN ADNAN OKTAR'IN ASKERLİĞE ELVERİŞLİ OLDUĞUNA DAİR T.C. GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI GÜLHANE ASKERİ TIP AKADEMİSİ HAYDARPAŞA EĞİTİM HASTANESİ KOMUTANLIĞI'NDAN VERİLEN 18 AĞUSTOS 2000 TARİHLİ RAPOR

- İNŞAAT YÜKSEK MÜHENDİSİ SAYIN ÇAĞLAR GÖKSU'NUN, EBRU ŞİMŞEK'İN KASTETTİĞİNİN AKSİNE KENDİSİNİN UYGUNSUZ ŞEKİLDE YAPILAN ÇEKİMİNİN MEHMET MURAT ATMACA'NIN EVİNDE OLMADIĞINA DAİR 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI'NA VERDİĞİ MÜTALAA

- SAYIN ADNAN OKTAR'A DÜZENLENEN KOKAİN KOMPLOSU İLE İLGİLİ İSTANBUL 10. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ'NCE VERİLEN BERAAT KARARI

- İSTANBUL 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NİN VERDİĞİ BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI DAVASI İLE İLGİLİ BERAAT KARARI


TELEVOLE KÜLTÜRÜ BÜYÜK BİR TEHLİKEDİR

Dünyanın dört bir yanındaki Müslüman ülkelerde savaş, katliam, terör, bombalama, kargaşa ve yıkım devam ediyor. Dünyayı saran bu güvensizlik ve savaş ortamı, her geçen gün daha da geniş kitleyi etkisi altına alıyor ve dünyanın çok geniş kesimlerine yayılıyor. Masum insanlar, çocuklar, kadınlar öldürülüyor; camiler, hastaneler, okullar, pazar yerleri bombalanıyor; şehirler yerle bir ediliyor; milyonlarca insan korku ve endişe içinde yaşıyor ve bu olağanüstü korku ve dehşet ortamı insanların büyük bir bölümünü etkiliyor. İnsanlar, huzur içinde yaşamayı istemelerine rağmen bu imkana sahip olamıyorlar, çocuklarını koruyamıyorlar, evlerinde normal bir hayat yaşayamıyorlar.

Bu şiddetli zulmün yaşandığı ülkelerden bazılarının içinde bulunduğu durum özetle şudur:

  1. Irak'ta Müslümanların birbirlerine kırdırılması, Sünniler ve Şiiler arasında mezhep çatışmalarının körüklenmesi, her gün onlarca kişinin yaşamını yitirmeye devam etmesi,
  2. Filistin'de askerlerin çocuklara silah doğrultması,
  3. Çeçenistan'da doğumevlerinin bombalanması, çocukların katledilmesi, tanklarla sivil halkın ezilmesi,
  4. Lübnan'da Müslüman halkın hala savaş yaralarını sarmaya çalışması,
  5. Bosna Hersek'de masum halkın sırf Müslüman oldukları için katledilmesi, hamile kadınların vahşice öldürülmesi ve nüfusun büyük bir bölümünün yok edilmesi. Bu baskı ve vahşetin etkilerinin halen devam etmesi ve bütün dünyanın bu vahşete seyirci kalması. Masum halkın göçe zorlanması, evlerini terk etmek zorunda kalmaları,
  6. Doğu Türkistan'da Müslüman halkın dini eğitim görememesi, baskı ve ölüm tehdidi altında dinlerinden uzaklaştırılmaya çalışılması. Bunun için her türlü imkanlarının ellerinden alınması, soykırım yolu ile Müslüman halkın azınlık ve ezik kesim haline getirilmeye çalışılması,
  7. Keşmir'de mülteci kamplarında yaşayan Müslüman halkın zulüm, işkence ve baskı altında yoksul, savunmasız şekilde hayatlarını devam ettirmeye çalışmaları ve bu baskının halen devam etmesi,
  8. Cezayir'de senelerce körüklenen iç savaş ve katliamlar sonucu Müslüman halk için halen güvenli bir ortam olmaması, halkın kıtlık ve sefalete terk edilmesi,
  9. Afganistan'da komünist rejimin uyguladığı zulmün senelerce devam etmesi, köylü halkın canlı canlı yakılması, içme suyu kuyularının zehirlenmesi, halkın halen ülke topraklarında var olan mayınlarla sakatlanmaları ve bu tehditkar sistemin kesintisiz olarak devam etmesi, halen halkın perişanlığı, meydana gelen terör olayları,
  10. Özbekistan'da komünist sistemin anti-İslami baskısının yoğun şekilde sürmesi; iç karışıklıkların, ekonomik sıkıntıların, hukuk dışı gelişmelerin ve insan hakları ihlallerinin devam etmesi; Müslüman halka karşı şiddetli bir baskı ve sindirme politikası uygulanması,
  11. Eritre'de İslami eğitimi veren okulların kapatılması, camilerin yıkılması, yüzbinlerce insanın evlerini terk edip komşu ülke Sudan'a sığınmaları, Müslümanların hiçbir gerekçe gösterilmeden gözaltına alınıp tutuklanmaları, adaletsiz mahkemelerde yargılanıp idamla cezalandırılmaları, Müslüman nüfus arasında kayıpların, faili meçhullerin sayısının gün geçtikçe artması,
  12. Somali'de, bir yanda iç çatışmaların, bir yanda açlık ve kıtlığın insanları ölüme doğru götürmesi; din ahlakından uzak olmanın bir sonucu olarak güçlü ülkelerin fedakarlık ve yardımseverlikle ülkedeki açlık ve sefalete çözüm bulabileceklerken, tüm olanlara seyirci kalıp bu ülke insanlarını ölüme terk etmeleri,

Dünyada Müslümanlara karşı bu kadar şiddetli bir zulüm varken, insanlar sırf Müslüman oldukları için açlık ve ölüm tehdidi altında yaşamak zorunda bırakılırken, ibadet özgürlükleri engellenirken, kendi yurtlarını terk etmek zorunda kalırken, çocuklarının ve eşlerinin ölümüne şahit olurken, bu zulme karşı İslami, ilmi, bilimsel bir mücadele vermek yerine, veya bu mücadeleyi verenlere destek olmak yerine, şeytani insanlarla şeytani varlıklarla işbirliği yaparak Müslümanlar aleyhine faaliyet yapmak çok büyük bir vicdansızlıktır. Deccali fikir sisteminin altında ezilen imanlı halk için çaba göstermeden oturmak, bunun yerine samimi Müslümanlarla mücadele içine girmek ancak şeytanın etkisi ile olabilir.



Star TV'de yayınlanan 17 Nisan 2007 tarihli
Objektif Programında
Sayın Adnan Oktar ile Yapılan Röportajın Deşifresi

İDDİALARA CEVAP

(Star TV'de 17 Nisan 2007 tarihinde yayınlanan
Objektif programındaki iddialara cevaplar)


CAHİL BİR GAZETECİ'YE CEVAP


Geçtiğimiz günlerde Edip Yüksel, Cevat Babuna'nın Erenköy'deki evinde, Bilim Araştırma Vakfı'na karşı uygunsuz ve hukuksuz bir oyunun planlandığı bir toplantıya katılmak üzere Türkiye'ye gelmiştir. Edip Yüksel'in de katıldığı bu toplantı polis tarafından basılmıştır. Ancak polis baskınını önceden haber alan Edip Yüksel baskından yarım saat önce güvenlik güçlerinden kaçmıştır. Edip Yüksel, polisin kendisini yakalama korkusundan gece sabaha kadar uyuyamayarak bir yerde gizlenmiştir. Sabahleyin mahkemeye gelip teslim olmuş, hakkında dava açılmıştır. Edip Yüksel, Bilim Araştırma Vakfı'na karşı kurulan düzenin uygulanması için Türkiye'de daha uzun kalacakken son anda planını değiştirmiş, apar topar Türkiye'den kaçmıştır. Edip Yüksel hakkında yeniden savcılığa başvurulmuş, savcılık çeşitli suçlardan hakkında yeniden soruşturma başlatmıştır.


Edip Yüksel, Ehl-i Sünnet inancında farz olan 5 vakit namazı, 3 vakite indirmiştir. Sünnet namazlarını da reddetmektedir. Namazın Müslümanlar için 5 vakit farz olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınlarında ve internet sitesinde net ve açık olarak beyan edilmektedir. Bu konu, Ehli Sünnet itikadında, ayet, hadis, icma ile savunulur. Edip Yüksel, 1400 yıldır anlatılan İslam dinini kendi yorumlarıyla değiştirmektedir. 
Edip Yüksel, Ehli Sünnet inancını reddeden bir kişidir. Cevat Babuna da Edip Yüksel'i tüm gücüyle desteklemektedir.

Edip Yüksel'in Mesaj isimli kitabında ve internet sitesinde bu konuda açıklamaları bulunmaktadır.
(Mesaj Kuran Çevirisi, Edip Yüksel, s. 544)
(http://www.19.org/km/EY/A01)

Edip Yüksel, kendince sünnet namazlarının gereksizliğini de Mesaj isimli kitabında ve internet sitesinde anlatmıştır.
(Mesaj Kuran Çevirisi, Edip Yüksel, s. 544- 545)
(http://www.19.org/km/EY/A01)

Edip Yüksel http://www.star.com.tr adresinde verdiği ve sitesinde de yayınladığı röportajında da sünnet, fıkıh ve hadisler hakkında aynı ifadeleri tekrarlamış, Ehli Sünnet inancını reddettiğini açıklamıştır.
(http://19.org/index.php?id=45,151,0,0,1,0)


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Edip Yüksel'in http://19.org adresindeki sitesinde Atatürk'e, devlet kurumlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine, yargı organlarına ve mensuplarına sürekli olarak son derece galiz ifadelerle hakaret ettiğini tespit etmiştir.

Bunun üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ar-Ge Bilişim Suçları Büro Amirliği Edip Yüksel'in sitesindeki suç unsurlarını tespit etmiş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da siteye erişimin engellenmesi talebiyle mahkemeye başvurmuştur.

Savcılığın talebini yerinde gören İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi, 10.04.2007 tarih, 2007/614 Müt sayılı kararıyla siteye erişimin engellenmesine karar vermiştir.

Edip Yüksel'in devlet organlarına ve yargı mensuplarına mesnetsiz iddialarla, galiz ifadelerle hakaret ve iftira etmesi sebebiyle aleyhinde açılan tek dava bu değildir.

Edip Yüksel aleyhinde, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5237 Sayılı yasanın 1 - 2 - 3 / a maddelerine dayanarak (2 kez) cezalandırılması için 22.09.2006 tarihinde kamu davası açılmıştır. Dava Şişli 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde 2006 / 508 E. Sayılı dosyada devam etmektedir.

Ayrıca Edip Yüksel'in Atatürk'e, yargı organlarına ve mensuplarına, Türk Silahlı kuvvetlerine yönelik galiz hakaretleri sebebiyle Türkiye'nin çeşitli yerlerinden Cumhuriyet Savcılıkları harekete geçmiş bulunmaktadır.

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı Edip Yüksel'in bu suçlardan cezalandırılması için kamu davası açmak üzere soruşturma yapmaktadır. Ankara Cumhuriyet Savcılığı 2007/1189 Hz. Sayılı dosyasında ve Sincan Cumhuriyet Savcılığı'nın 2007/7759 Hz. Sayılı dosyasında, devlet kurumlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine, yargı organlarına ve mensuplarına yönelik düşmanca ifadeleri sebebiyle Edip Yüksel aleyhinde kamu davası açılmak üzere soruşturmalar devam etmektedir.


Cevatçılar toplu halde



Cevatçıların avukatı Rezzan Aydınoğlu onların hemen hemen tüm toplantılarına iştirak ediyor. Bu kişi aynı zamanda Aydın Doğan'ın, Fatih Altaylı'nın, Ebru Şimşek'in ve Edip Yüksel'in de avukatı. Bilim Araştırma Vakfı aleyhine ve Adnan Oktar aleyhine açılan davalarda genelde bu kişi görev alıyor.


Cevatçılar, "Kesilmiş biçilmiş defolu antikaları topluyoruz. Nerede varsa bize gelsinler" diyorlar. Yancı Kadavra dedikleri bir zavallıya internet sitesi hazırlattılar. Onu da Türk adaletinin demir yumruğu yerle bir etti. Şimdi Yancı Kadavra aç kalmış. Kendine yeni meşgaleler arıyormuş. "Birkaç bardak şarap verin, yemek verin, ne isterseniz yapayım" diyerek, ona buna yalvarıyormuş.

...Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz için bir ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler. (Yusuf Suresi, 68)

İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten herşeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. (Kehf Suresi, 91)

Hak dini tebliğ etmekle görevlendirilen tüm elçilere Allah katından bir ilim ve hikmet verilmiştir. Hz. Zu'lkarneyn, Hz. Hızır, Hz. Davud, Hz. İsa hep Allah'ın hikmet verdiği elçilerdendir. İşte Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinde de salih müminlerde olan bu hikmet vardır. Sn. Oktar profesör değildir, yurtdışında eğitim de görmemiştir ama Allah'ın izniyle "özü kapsayan bilgiye ve hikmete" sahiptir. Allah, kendisine özel bir ilim nasip etmiştir. Yoksa eğer böyle eserler oluşturmak üniversite eğitimiyle olacak olsaydı, Irak'ta, Mısır'da, Suudi Arabistan'da eğitim almış, profesör olmuş, ihtisas yapmış bir çok alim vardır. Ancak şu an Sayın Adnan Oktar İslam aleminde tektir. Dünyadaki en etkili eserler Sayın Adnan Oktar'ın eserleridir. Tebliğ yapacak olan herkes, Sayın Oktar'ın eserlerini referans almakta, bu eserleri kullanarak seslerini duyurmaktadır.

Nitekim tarih boyunca gönderilmiş hangi peygamber, hangi sahabe üniversite eğitimi almıştır? Peygamber Efendimiz (sav) üniversite eğitimi almamıştı. Yabancı dil de bilmiyordu. Hatta ümmiydi (okuma yazma bilmeyen veya tahsil görmemiş kimse). Ve Allah Kuran'da Müslümanlara "Allah'ın ümmi olan elçisine uymalarını" bildirmişti:

Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (Araf Suresi, 157)

De ki: "Ey insanlar, ben Allah'ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisi (peygamberi)yim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnız O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyleyse Allah'a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O da Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete ermiş olursunuz. (Araf Suresi, 158)

Allah Peygamber Efendimiz (sav)'in fakir ve yetim bir insan olduğunu ve ümmi olduğunu ayetlerde bildirmiştir. Fakat Allah onu bütün kainatın efendisi kıldı. Ondan evvel de Hz. Yusuf çocuk yaşta kuyuya atıldı, hapse kondu, ezilmeye çalışıldı ama Allah onu Mısır'a sultan yaptı. Sayın Adnan Oktar da ümmi bir insandır. Ancak bilinmelidir ki Allah nimetini hiç umulmadık insanlara verir. Seçtiği kullarını, velisini insanların içinde saklar. Hz. Musa da peygamber olarak geldiğinde, kavminin hiç ummadığı bir insandı. "Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor..." (Şuara Suresi, 13) ayetinden, Hz. Musa'nın heyecanlı bir insan olduğu anlaşılıyor. Ama Allah onu seçmişti. Kavmine elçi olarak onu layık görmüş, ona Katından bir üstünlük ve ilim vermişti. Aynı şekilde, "Eyüp de; hani o Rabbine çağrıda bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi..." (Enbiya Suresi, 83) ayetinden anlaşılacağı gibi, Hz. Eyüp'ün de çeşitli hastalıkları vardı. Ama Allah onu da alemlere üstün kılmış, peygamber olarak onu seçmişti.

Bu nedenle üniversite bitirmenin, profesör olmanın, sonucunda hiçbir şey başaramadıktan sonra bir önemi yoktur. İnsanlar "nasıl olur da Amerika'da öğrenim görmemiş, ihtisas yapmamış biri dünyayı yerinden oynatır" diye şaşırıyorlar. "Böylece: "Allah içimizden bunlara mı lütufta bulundu?" demeleri için onlardan bazısını bazısıyla denedik." (Enam Suresi, 53) ayetinde haber verilen insanlar gibi haset içerisinde bu gerçeği reddetmeye çalışıyorlar.

Evet Sayın Adnan Oktar ümmidir; ama Allah ona çok özel bir ilim ve hikmet vermiştir. Tek başına tüm dünyada çok büyük bir etki meydana getirmekte, eserleriyle dünya çapında bir aydınlanmaya ve hidayete vesile olmaktadır.

İnsanların içerisine düştükleri bu durum, Allah'ın Hz. Talut'u elçi olarak seçtiğinde, kavmindeki kişilerin haset ve kıskançlık ile dile getirdikleri şu sözleri akla getirmektedir:

Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)

Allah şeytanın müminlerin salih faaliyetlerini engellemek için yaygara yapacağını bildirmiştir:

"Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun." Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.

Üç beş kendini bilmezin yaygarası ile, Sn. Adnan Oktar'a karşı muhabbet sevgi ve bağlılık bilakis çok daha alevlenip şiddetlenmektedir. Şeytanın yaygaraları beni, kardeşlerimi, arkadaşlarımı, kimseyi etkilemez. Tam aksine Sayın Adnan Oktar'a olan sevgiyi, muhabbeti ve güveni kat be kat arttırır ve arttırmaktadır.



Cevatçılar kendi aralarında Yancı Kadavra olarak kod ismi verdikleri, orada burada aç karnını doyurmaya çalışan zavallı bir yaşlı kadına bir kaç bardak şarap içirip, karnını doyurup, Sn. Adnan Oktar aleyhinde yazılar yazmak için teşvik etmekle çok büyük hata yapıyorlar. Allah'ın kendisine verdiği beladan haşa Allah'a kinlenen ve kendini şaraba veren Yancı Kadavra denen bu zavallı yaşlı kadının hayal gücü de geniş olduğu ve işi gücü de olmadığı için aklına ne gelirse uydurup yazıyor. Seni milletvekili yapacağız diye de bu akıl hastası zavallıyı kandırıyorlar. Bu insan açtır. Daha önce de Bilim Araştırma Vakfı'na yanaşmaya çalıştı. Oradan kovuldu. Sonra bunlara yanaştı. Başka yerde karnını doyursalar oraya da gidecek zihniyette bir insan.

Yancı kadavranın özellikleri

1. Yancı kadavra kendisinde panik atak olduğunu iddia eder. Gittiği doktorları ve etrafını da kandırarak sürekli uyuşturucu hap kullanır. Bu, hapçılığa olan özentisindendir. Uyuşturucu hap kullanma özelliği yıllardan beri devam etmektedir.

2. Şarap veya alkollü içki içtiğinde rahatlayacağını, bunun kendisi için zaruri olduğunu söyler ve kendini acındırarak etrafından sürekli içki ister.

3. Yancıdır. İşi gücü yoktur. 40 yaşına dayanmıştır, hiçbir yerde çalışmamıştır. Kendini ruh hastası göstererek, acındırarak kendine baktıran bir kişidir.

4. Kimsenin yemeğinden, kimsenin sofrasından yemekten çekinmez. Tiksindirici şekilde, kendini kaybetmiş tarzda yemek yer.

5. Vücudundaki büyük ve çaplı yara izlerine rağmen, onları açarak; bütün vücudunu sarmış, kanserojen özellik göstermiş benlerini ve erkeksi vücudunu göstererek kendi aklınca etrafını etkilemeye çalışır.

6. Erkek eli gibi koca ellerini sallayarak ve koca ayaklarını açarak, bir yerden bir yere delice bir hızla, erkeği andıran bir şekilde koşarcasına yürür.

7. Deli enerjisiyle bilgisayarın başına geçtiğinde içkinin ve hapın etkisiyle uyuşmuş beyniyle hayal alemi iyice gelişir ve kafası her türlü iftiraya uygun hale gelir. Düzmece senaryolar oluşturmaya başlar. Bunu da etrafına yaşanmış olaylar gibi anlatır. İftiraya dayananların vazgeçilmez iftira kaynağıdır. Çünkü çok ucuz bir insandır; birkaç bardak şarap ve biraz yemek bu kişiye yeterli olur.

8. Menfaat temin etmeyi umduğu kişilere uzun uzun yalakalık yapar. Kendince sırnaşacağını düşündüğü kişilere özel bir yalakalık şekli vardır.


Cevat Babuna ve karısı Semin Babuna

YORUMSUZ

 



Sayın Adnan Oktar'ın kitapları yazmadığını söylüyorsunuz. Bir an için öyle farzedelim. Daha önce Adnan Oktar'ın yanında olduğunu iddia edip ayrıldığını söyleyen bir çok münafık var. Bunlar bu kitapları biz yazıyorduk diyorlar. Başlarında da Cevat Babuna var, üstelik profesör. Ayrıca kendisine Uçan Türk dendiğini iddia eden bir profesör. Üstüne üstlük Amerika'da ihtisas yapmış birisi. Diğer profesör arkadaşlarını da toplasın, istediği gibi ilave bir ekip daha kursun ve sonra da Sn. Adnan Oktar'ın yazdığı kitaplar gibi bir tane kitap yazsın görelim. Yoksa hiç konuşmayın.


Ebru Şimşek, annesi Rukiye Şimşek gibi ünlü elemanları da kadrosuna dahil eden Cevat Babuna genç erkeklerden ve genç kızlardan ekibine yeni katılımlar olduğunu, bu katılımların daha da artacağını umduğunu, onları hem evinde hem uygun yerlerde eğiteceğini, kendine benzeteceğini, onlara bilmediklerini öğreteceğini söylüyor.

Allah Kuran'da bu hususu şöyle belirtiyor:

De ki: "Bize yararı ve zararı olmayan Allah'tan başka şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra, şeytanların ayartarak yerde şaşkınca bıraktıkları, arkadaşlarının da: "Doğru yola, bize gel" diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerinde gerisin geri mi döndürülelim?" De ki: "Hiç şüphesiz Allah'ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk." (6/71)



Yaratılış Atlası kitabının tüm Dünyada atom bombası etkisi yapması masonları ve Sabetaycıları şoka soktu. Maddi manevi bütün imkanlarıyla Bilim Araştırma Vakfı'na ve Sn. Adnan Oktar'a karşı kendilerince karanlık bir mücadele yürütüyorlar. Her saldırı her oyun müslümanları hem güçlendirir, hem daha da canlandırır ve daha da biler.




SABETAYCILAR KAHPE TUZAKLAR PEŞİNDELER